
30 Aralık 2009 Çarşamba
29 Aralık 2009 Salı
Kurdele nakışım
27 Aralık 2009 Pazar
Bu sene sevgili hocamız Zeynep Sükeyne nezaretinde çalıştığımız gelincikler tablosu ... Umarım hoşunuza gitmiştir. Ben çok severek çalıştım. İyi ki bu sene kurdele ile tanıştım zira geçen sene el nakışı ile baya yorulmuş gözlerim. Siyah muare kumaş üzerine beyaz karbonla çizerek başakları, çavdarları, yaprakları işledim. En son gelincikleri koymak kaldı geriye onları da çeşitli yönlere döndürerek diktim. Şimdi duvarımda bütün güzelliği ile duruyor. Daha denememiş arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
9 Ekim 2009 Cuma
20 Eylül 2009 Pazar
5 Eylül 2009 Cumartesi
Duvarımdaki tezhiblerden biri bu çalışma. Amener-resülu duası. Yıllar önce bir sergi esnasında bu tür çalışmaları görmüştüm. O kadar hoşuma gitmişti ki -muhakkak benim de duvarımda bunlardan bir kaç tane olmalı- demiştim. Gerçekten de ancak bir kaç tane oldu. Zira 6 aylık bir çalışma neticesinde ancak bu eserler ortaya çıkıyor. Ama bir o kadar da zevkli ortaya çıkarması. Çok ince, milimetrik, tekrar tekrar çalışılarak büyük bir emek harcanıyor. Çoğu bu işi yapmış kimselerin -kör -kaldığını biliyormuydunuz ? İçindeki hat hariç bütün çalışma sizin eseriniz. Ah ah fırçaların dili olsa da konuşsa.........
3 Eylül 2009 Perşembe
Ayşe hocamla beraber bir çalışmamız. Kendisini çok severim. Ama ne yazık ki beraberliğimiz 3 sene sürdü. Zira evlenip Amerika'ya yerleşti. Ebru çalışmalarına orada devam ediyor. Bu eseri icazet töreni için hazırlamıştık. Kendisi ebrularını yaptı bende acizane minyatürlerini tamamladım. Kendi ebrularıma böyle çalışmalar yapmak nasip olmuyor bir türlü. En kısa zamanda işlerin başına geçmek gerekiyor. Haydi hayırlısı......
1 Eylül 2009 Salı
Bütün yazdıklarım gitti. Off ya ...Neyse bu ebrumu bu sene yaptım. Çok zarif olduğunu düşünüyorum. Belki de bana öyle geliyor. Alt renginin dingin olması ve çiçeğin rengi ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunu Mahmut Peşteli hocam önermişti. Bende denedim ve böyle olmasını istiyorum artık. Bu resmi ıslakken çektim. A a neler yazmıştım unuttum. Artık başka yazıya .......
4 Ağustos 2009 Salı
Feshanede sergilendi
Bu ebrum ilk senem de yaptığım ebrum. İki sene üst üste feshane de sergilendi. Çok severek ebruyu yaptım ve çok da yakıştırarak minyatürünü tamamladım. Bir sürü ebrum var esasen bu gibi çalışmalara devam edebilirim. Öteden beri renk, çizgi konusunda içimdeki kaynağı en güzel ebru ve tezhib de buldum. Neler denemedim ki resim konusunda karakalem suluboya kuru pastel çalışması ve yağlı boyadan sonra tezhibe gönül verdim. Ama ebru bir yerde hepsinin bir toplamı oldu. Evime tekne aldım, zaten ismekte 3 senedir dersler almaktayım. Yeni şeyler öğrenmek gerçekten çok muhteşem. Etrafımda ki insanların da beğenmesi ve yüreklendirmesi üstüne bal kaymak gibi. Ama ilerledikçe ne yapabilirim neler deneyebilirim diyorsunuz... İşte orda içinizdeki ve kafanızda ki cevher birleşirse sanatçı oluyorsunuz zannederim. Yorumlarınızı bekliyorum, yeni çalışmalarla yakında buradayım....
1 Ağustos 2009 Cumartesi
28 Temmuz 2009 Salı
NE TARAFA YATIYORSUNUZ ????
NE TARAFA YATIYORSUNUZ ????
Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.
Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.
Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.
Sağ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hızımızın yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına neden olur... Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatımızın daha iyi olmasına imkân sağlar.
Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur?
Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.
Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır.
Sırtüstü veya yüzüstü yatınca durum ne olacaktır?
Yüzüstü yatmak zaten uzun süre mümkün olmadığı gibi, kalp, akciğerler ve mide bu durumda baskı altında olduğu için, ciğerlerimiz ve midemiz sıkışıp rahatsızlık verebilir. Sırtüstü yatıldığında ise bu rahatsızlıklar olmayabilir. Ancak uykuya dalmada gecikme olabilir. Bu durum da vücudun tam dinlendirici bir uykuya geçmesine ve dinlenmesine engel olabilir. Çünkü bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun açık olacak ve parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırtüstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçekleştirmesi biraz daha zorlaşacaktır.
En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonun:
"Sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma" şeklinde olduğu, yapılan araştırmalarla ancak bugün doğrulanabilmektedir.
Bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta, hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınmaktadır.
Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.
Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.
Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.
Sağ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hızımızın yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına neden olur... Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatımızın daha iyi olmasına imkân sağlar.
Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur?
Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.
Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır.
Sırtüstü veya yüzüstü yatınca durum ne olacaktır?
Yüzüstü yatmak zaten uzun süre mümkün olmadığı gibi, kalp, akciğerler ve mide bu durumda baskı altında olduğu için, ciğerlerimiz ve midemiz sıkışıp rahatsızlık verebilir. Sırtüstü yatıldığında ise bu rahatsızlıklar olmayabilir. Ancak uykuya dalmada gecikme olabilir. Bu durum da vücudun tam dinlendirici bir uykuya geçmesine ve dinlenmesine engel olabilir. Çünkü bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun açık olacak ve parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırtüstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçekleştirmesi biraz daha zorlaşacaktır.
En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonun:
"Sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma" şeklinde olduğu, yapılan araştırmalarla ancak bugün doğrulanabilmektedir.
Bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta, hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)